Primary Color:
Primary Text:
Secondary Color:
Secondary Text:
Tertiary Color:
Tertiary Text:
Color Picker
Preview
FeaturesTypographyTutorials
Module Title
Home
Module Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Ut non turpis a nisi pretium rutrum. Nullam congue, lectus a aliquam pretium, sem urna tempus justo, malesuada consequat nunc diam vel justo. In faucibus elit at purus. Suspendisse dapibus lorem. Curabitur luctus mauris.

Module Title
Module Title
Instructions

Select a predefined style from via the drop-down or choose your own colors via the handy mooRainbow based color-chooser. When you are satisfied with your selection, click the "Apply Colors" button below to store your selection in a cookie.

Apply Colors
Kişisel Sayfam PDF Yazdır E-Posta
Yazar Administrator   
31 10 2009


 BU BENIM HAYATIM/1

SINOP yıl 1960 kıs ayları geçmiş ilkbahar yüzünü göstermişti Türkeli’ye bağlı şirin bir köy gün doğdu köyü aniden bir bebek ağlaması sessizliği bozmuştu bir koşuşturma başladı hanede bir erkek çocuğu dünyaya gelmişti çocuk gelince evde bir neşe hâkim olmuş babaanne hala vs sülalede herkeste bir sevinç vardı çocuk büyümeye başlayınca yaramazlıklarda artıyordu kaldıkları ev çok büyüktü evin altı damdı ahırda hayvanlar var o zaman çocuk bulduğu  yumurtaları sepetten aşağı atıyor onu döküyor bunu kırıyor evin ilk torunu’ya baba istanbulda çalışıyordu bazen vakit bulursa köye geliyordu evin etrafı saray bahçesi gibiydi evin önündeki kuyudan su çekiliyor o zamanlar mahalle çesmesindende su taşınıyordu evin önündeki dut ağacına arılar gelirdi bir gün arı fena sokmuştu "anne arı şeyi battı"diye bağıra bağıra ağlıyordu bir daha arı sokmasına karsıda zamanla arı soka soka bağışıklık kazanmıştı. Kış geri gelmişti aniden bir silah sesi sessizliği bozdu baba kuyunun üstüne konan kuşları vurmuş anne pilav yapıp pişirdiği kuşlarda üstüne dökünce çok lezzetli olmuştu yıllar böyle geçti sonra bir erkek ve birde kız kardeşi olmuştu daha sonra okula başladı o zamanlar okula yakacak odunu  siz getiriyorsunuz onlarda size süt tozu vs veriyorlar ilk dönem bitmişti bir gün babası geldi ve hadi İstanbul gidiyoruz demişti o vakitler sahilden sandallarla vapura kadar gidiliyordu gemiye çıkınca güverteden son bir kez sahile doğru baktı gemi yavaş yavaş hareket etmişti şimdi bu limandan..

BU BENIM HAYATIM/2

ISTANBUL yil 1967 aylardan sonbahar hava çok soguktu birgemi yavas yavas sahile yanasiyordu limana demiralmak üzereydi güvertede bir çocuk dalgin dalgin etrafina bakinip duruyordu sahil yolundan seyrek geçen vasitalari seyrediyordu aksam okadar güzel gözüküyorlardiki memelekette bukadar çok araç görmemisti sanki uzaktan oyuncak arabalar gibiydiler. birkaç saat sonra oturduklari semte çeliktepeye geldiler kaldiklari oda iki odali bir gecekondu ozamanlar sabah uyandiginda kalkti ve bahçeye çikti bahçede meyve avaçlari vardi sonra etrafini tanimak için çatiya çikti.karsi taraflara dogru bakti ozamanlar sanayi mahallesi çöplük birtek iett levend garajinin önünde büyük bir bina var o zamanlar türk filimlerinin çoguda burada çevriliyor.her taraf bahçeli gecekondu okula gitti yari yil oluyordu siniflarda yer yoktu barakalarda okuyorlardi dediler sen evden her gün bir sandelyeyle gel okula böylece basladi yillar çabuk geçti ortaokuldan ayrildik sonra çalisma hayatina atildi yas onsekizini geçmisti istanbulun alemini çok çabuk tanidi sigara alkol vs sonra askla tanisti çalistigi yerin tam karsisinda bir kiz vardi dünyasi sasti bizimkinin ask kör etmisti gözlerini hergün onunla göz göze gelir siirler yazardi ailesine açti konuyu biz bir arastiralim dediler araya girenler hiç iyi niyetli degillerdi kader aglarini örmeye baslamisti bizimkinin ailesi razi olmadi neymis çok açikmis ama sonra araya askerlik girdi o zamanlar anarsinin kol gezdigi terörün ardi arkasi kesilmedigi zamanlardi. birgün bir mektup aldi en yakin arkadasindan sen onu birak ondan sana yar olmaz o caddeden sana hayir gelmez diye yüregine bir volkan düsmüs yikilmisti oysa ne hayaller kurmustu sonra kizdimi çabuk unuturum her seyi içime atarim.öylede oldu sonra askerde sözlendim gelince nisanlandim sonra evlendik.

BU BENİM HAYATIM/3
 
O sene aşırı yağmur yağmış istanbul tam anlamıyla felç olmuştu çoğu evleri sular basmış insalar çok mağdur olmuşlardı. bir kamu kuruluşunda çalışıyorumdum,çalıştığım işyerini sel basmıştı ve akabinde üç gün yarım uykulu vaziyette çalışmıştım.eve gitmemiş görevimin başında kalmıştım detaylarına girmiycem,üçüngününün sabahı içtiğim sigara ve üşütmeden akciğerlerdeki bronşlar patlamış ve kanama geçirmiştim sonra beni hastaneye yatırdılar bir gün dedilerki hekimler amaliyat olursan yaşama şansın yüksek olur yoksa seninin en fazla beş yıllık ömrün kalmış hastaneden çıktım istirahatim bitince işbaşı yapmadan izne çıktım.doğru memleketim sinopa köyüme gittim.birgün kayınbiraderim hasan bana dediki enişte sana bir şey tavsiye edicem dayanabilirsen ...... yaylası diye bir yervar balta girmemiş ormanlar desem belki biraz abartmış olurum fakat kaldığım yer yerleşim birimlerinden çok uzak ve en az kırk metre küfnar ve çam ağaçları var yanından dere akıyor soğuk dağlardan gelen tertemiz pırıl pırıl suyu vardı tam bir yaban hayatıydı çadırı kurdum arabamı çadırın yanına çektim dağın başında yapayanlız sadece yarım otomatik tüfek akşam saat onbire kadar yatmıyordum bir sigara yakıp küfnar dallarını yakıp ısınıyordum rakım okadar yüksektiki gece bir soğuk oluyordu yazın ortasında arabanın içinde üşüyorumdum.çadırda yok diye birşey söz konusu değildi sigara erzak her şey var öylebir ot kokusu ve çiçek kokusu yayılıyorki etrafa kokusu adamı sarhoş eder bu arada kayınbiraderim hasan arıcılık yapar oda bu fırsattan istifade edip arı kovanlarını bırakıp gitti bu sayede arada bir taze balda yiyordum oda bir taşla iki kuş vurmuş oluyordu bu arada gece olunca ayıların bal kokusuna çadırın yanına kadar geldiği oluyordu bir gün sabah namaza kalktığımda çok korktum yanıma kadar gelmişlerdi.bir gün önce bir ip alıp karpuzu suya salmıştım one karpuz suyun soğuğundan birkaç parçaya bölünmüştü gece cinlerden ve yaban hayvanlarından başka kimse yoktu karaca ve geyik sesleri kulaklarına ritmik bir ses veriyordu bir gece cinlerden korkuma uyuyamadım yanımdaki dereden gidip elimi yüzümü yıkadım dağda oksijen çok fazla one bir baktım mintanım kan içindeydi farketmemişim bayağı kanamam olmuştu alışık olduğumdan fazla korkmadım kaltım karnım çok acımıştı küfnar ağacının kabuğunu kesip özünü emdim boğulucam sandım kanamam kesildi gece çıkmak üzere sabah oluyordu one bir dağ keçisi hemen yanımda onu bıçağımla kestim ve yarısını bir kaçgünde yedim geri kalanını tuzlayıp pişirip kavurma yaptım.insan kılığından çıkmak üzereydim bazı geceler tavşan avına çıkar tavşan kuş vurur yerdim bazen çiğ et yediğim zamanlar bile olmuştu bir aysonra toparlandım yola koyuldum benzinim bitmek üzereydi bazı akşamları hava çok soğuk olduğundan aracı çalıştıyordum depo nerdeyse sıfır olmuştu yavaş yavaş devam ettim tam ormandan çıkıyordum yol kenarında kendi halinde bir bakal kahve ev karışımı ufak bir yer. neyse seslendim bir yaşlı ihtiyar çıktı dayı dedim bana benzinci lazım en yakın benzinciyi nerde bulabilirim dedim gel dedi dükkanın arka tarafına götürdü bir bidon içinde benzin vardı şaşırdım dedi evlat şaşırma senin gibi buralarda yolda çok kalan olur beni tanıyanlar buraya uğrar benzinde satıyormuş meğer adı.....dayı tanıştık o yörenin en zengin adamıymış biraz sonra içeri bir bayan girdi elinde iki tas ayran ben önce kızı sandım yetmişinden fazla olan bu ihtiyarın üç karısı varmış adamda para varya kızcağız öyle baktı baktı tabii ozaman bizde yağız delikanlıyız ulan dedik kendi kendime oğlum nuh bu dağ başında başına bir iş gelmeden kirişi kır kızın bakışı hiç hayra elalamet değil kaybol giderken dediki evlat sana bir tavsiye buradan iki saat ötede balıklı göl var bir günde orda kal çok faydasını görüceksin dedi bende hemen vedalaşıp arabamın gazına nasıl yüklendiysem patika yollardan gölete binbir zahmetle ulaştım suya girmeden hemen yaptığım kavurmadan biraz yiyip suya girdim yarım saat sonra bir acı duydum odane suyun içinde balıklar sağbacağımdan içeri giriyor sol ayakta bir şey yok demekki bütün romatizma ve iltahaplanma o bölgelerdeymiş birden sırtımda bir kıpırdamalar oluyordu aynı işlem akciğerlerin bulunduğu yeride emiyorlardı hemen oturduğum yerden yanımdaki otları oturduğum yerden topladım yakıp tütsü yaptım ve bir kaç sat sonra kanımı emdikten sonra tütsü kokusuyla beni bıraktılar neyse ikindi olmuştu sudan çıktığımda baktım heryerimden kan geliyor enfazlada sağ bacağımdan arabadan gazlı bezialıp oluk gibi akan kanı durdurdum arabayı çalştırıp ordan uazaklaştımki yarım saat sonra gözlerim kararmaya başlamıştıki arabayı istop edip öyle uyayakalmışım bayılmışımtım uyandığımda başımda yaşlı bir kadın ey oğul sen ecelinemi susadın kimse bu kadar kan kaybına dayanamaz dedi teyze dedim ben zaten bunun için buradayım kalktım biraz yemek yiyip uyudum ertesi sabah yaşlı kadınlan helaleşip oradan ayrıldım sahile indiğimde sabah saat dokuz sularıydı hemen sabahın soğuğunda denize daldım tertemiz olmuştum ama ya mikrop kapsaydı yaralar umrumdamıydı karadeniz pırı prıldı bir şey olmamıştı sudan çıkıp bahçenin kapıasını araladım eve girdiğimde herkez uyuyordu.inanı aradn altı ay geçmişti senatoryuma kontrole gittim hekimler şaşırmıştı ama dedileu onu son görüsüm oldu birdaha görmedim evlendikten sonra çocuklarimla mutlu bir hayatim var. 2006 yılında İETT ayazağa garajından emekli oldum yıllar çok çabuk geçiyor emekli olduktan sonra hayatımda bir değişiklik olmadı. Yalnız bu zaman zarfında birkaç ameliyat geçirdim, Allaha şükür şimdi turp gibiyim biraz kilo alır gibi olduk ama onu da vericim memlekete yerleşmeyi düşünüyorum temiz hava bol güneş deniz ve yemyeşil ormanlarıyla bir doğa harikası benim memleketim. Uzun bir süre ara verdiğim yazılarıma ve site yayınına tekrar başladık inşallah Allah ömür verirse sizlerle beraber olucaz …selam ve dua ile.fazla ilerisini anlatmayalım insanlar yanlış anlar sonra bizimki hayatımızdan kısa bir özetti sadece,şimdimi ne yapıyorum gördüğünüz gibi kendi sitemde kısa hikayeler ve şiirlerimi yazıyorum fırsat buldukça....

Son Güncelleme ( 09 01 2010 )
 
RocketTheme Joomla Templates